Tamamlayıcı Beslenme

Home/Sağlıklı Bilgiler/Tamamlayıcı Beslenme

Tamamlayıcı Beslenme

Doğumla başlayan ve iki yaşa kadar devam eden yaşam dönemi, büyümenin çok hızlı oluşuna bağlı olarak makro ve mikro besin ihtiyacının yüksek olduğu, beyin gelişiminin %90’ının tamamlandığı ve bağırsak mikrobiyotasının erişkin halini aldığı çok kritik bir dönemdir. Bu dönemdeki beslenme sadece ideal büyüme yönüyle değil, hem bebek hem de erişkin dönem sağlığının belirleyicisi olması yönüyle de çok önemlidir.

İlk altı ayda anne sütü ile beslenen bebeğin ayına göre verilecek yeni besinlerin miktarı, içeriği ve cinsi ileri yaşlarda oluşabilecek diyabet, şişmanlık ve hipertansiyon gibi hastalıklara zemin hazırlayabileceği gibi benzer hastalıklardan korunmada da önemli bir rol oynayabilir.

İlk altı ay sonrası tek başına anne sütünün bebeğin besin ihtiyacını karşılaması mümkün değildir. Tek başına anne sütünün artık yetmediği bu dönemde besinsel gereksinimleri karşılamak için anne sütü ile birlikte anne sütü dışındaki gıdaların verilmesine tamamlayıcı beslenme adı verilmektedir.

Sağlıklı bir tamamlayıcı beslenme uygulamasında beş şartın yerine getirilmesi gereklidir:

  1. Zamanında
  2. Kaliteli
  3. Yeterli
  4. Güvenli
  5. Keyifli beslenme

Tamamlayıcı beslenmeye başlama yaşı

Tamamlayıcı besinlere uygun başlanma zamanı 6 ay olmalıdır. Tamamlayıcı besinler 17. haftadan önce verilmemeli, 26. haftadan sonraya da bırakılmamalıdır.

Tamamlayıcı beslenmenin en erken 6. ayda başlatılması gerekliliği bazı fizyolojik gerçeklere dayandırılmaktadır:

  1. Gastrointestinal sistem ve böbreklerin olgunlaşması:

Altı aydan küçük bebeklerde nişasta sindirimi yeterli değildir. Bunun yanı sıra bebeklerde protein sindiriminin yeterli olmaması ve ince bağırsaklardaki sıkı bağlantıların güçlü olmaması nedeni ile protein­lerin parçalanmadan sistemik dolaşıma geçtiği, alerji ve ileride orta­ya çıkabilecek otoimmün hastalık riskini artıracağı düşünülmektedir. Küçük bebeklerde böbreklerden protein son ürünleri ve mineral atı­lımı da güçtür. Bu nedenle küçük bebeklerde gıdanın ozmolar yükü çok önem taşımaktadır. Anne sütü, ozmolalitesi ideal aralıkta olan bir besindir; oysa tamamlayıcı gıdalarda benzer ozmolaliteyi yakala­yabilmek imkânsızdır.

  1. Nörolojik gelişim:

Bebeklerin nörolojik gelişim basamağı en erken dördüncü ayda, ter­cihen altıncı ayda tamamlayıcı beslenmeye uygun hale gelir. Birçok bebek altı ay civarında destekle oturur ve en önemlisi üst dudağı ile kaşıktan mamayı bu ayda sıyırmaya başlar. Tamamlayıcı beslenme kaşıkla yapılmalıdır ve altı ay civarındaki bir bebek kaşıkla beslen­meye uygun olgunluğa erişmiştir. Dik oturtulabilen bu bebeklerde oral motor aktivitenin de yeterli olması nedeniyle katı besinleri alma sırasında aspirasyon riski azalmaktadır. Püre halindeki gıdayı poste­rior farenkse iletme ve gıdayı geri çıkarabilme refleksi gibi motor yetenekler 4-6 ay arasında kazanılır.

  1. Besinsel gereksinim:

Anne sütünün altıncı aydan sonra tek başına besinsel gereksinimleri karşılayamayacağı düşünülmektedir. Hem enerji açığının kapatılması hem de mikrobesin eksikliğinin önlenmesi için tamamlayıcı beslen­meye ihtiyaç vardır. Ancak tamamlayıcı beslenme uygulaması esna­sında anne sütünün devamlılığını sağlamak çok önemlidir. Tamam­layıcı beslenmenin kontrolsüz artırılması anne sütüne de zarar verir. Anne sütü, tamamlayıcı beslenmeye rağmen 6-8 aylık bir bebeğin enerji gereksiniminin yaklaşık %65-70’ini, 9-11 aylık bebeğin %50- 55’ini ve 12-23 aylık bebeğin %35-40’ını sağlar. İçeriğindeki esan- siyel yağ asitleri, provitamin A ve enfeksiyondan koruyucu faktörler ilk iki yaşta gereksinim duyulan eşsiz maddelerdir. Ek gıdaya başlan­manın altıncı aydan sonraya bırakılması; yetersiz enerji alınmasına, demir eksikliğine, oral motor fonksiyonlarda gecikmeye ve gıda reddi gibi problemlere yol açabilmektedir. Erken başlama gibi, geç tamam­layıcı beslenme de tip 1 diyabet ve çölyak hastalığı riskinde artışa yol açmaktadır. Tablo 1’de bebeklerin ilk bir yaşta ihtiyaç duyduğu makrobesin miktarları gösterilmiştir.

Tamamlayıcı beslenmede kullanılacak kaliteli besinler

Bebeklerde mide kapasitesi doğumda yaklaşık 30 cc (2 yemek kaşığı), 6. ayda 180 cc (1 çay fincanı), 1 yaşta 240 cc (1 su bardağı) ve erişkinde 960 cc’dir (1 sürahi). Genel olarak mide hacmi 30 cc/kg olarak kabul edilmektedir. Erişkin bir insana kıyasla bu kadar küçük bir kapasitenin çok verimli kullanılması, yüksek enerjili, yeterli protein ve mikrobesin içerikli besinlerin bebeğe verilmesi gereklidir. Bu besinlerin kolay ulaşılabilen (bilindik), ucuz ve kolay hazırlanabilecek gıdalar olması başarılı bir beslenme için temeldir. Genel bir kural olmamakla beraber bebeğin yaşına göre verilebilecek bazı besin türleri Tablo 2’de verilmiştir.

Tahıllar: Tahıllar artan enerji ihtiyacını karşılamanın yanı sıra lif kay­nağı olarak önem taşırlar. Ancak tahıllar vitamin yönünden yetersizdirler ve içeriğinde bulunan fitatlar mikrobesin emilimini azaltır. Bu ne­denle tek basına hiçbir tahıl tamamlayıcı besin olarak kullanılmamalıdır. Tahılların etle veya baklagillerle tüketilmesi ideal bir birleşim oluşturmaktadır. Özellikle ye­terli hayvansal gıda alamayan bebekle­rin tahıl ve baklagilleri her gün, ter­cihen aynı öğün içinde tüketmesi önemlidir.

Buğday, çavdar ve arpa gluten içerirler; ilk üç ayda veya yedinci aydan sonra glutenle tanışma çöl- yak hastalığı görülme riskini ar­tırmaktadır. Anne sütü ile bes-

lenirken az miktarda glutenle tanışma ise çölyak hastalığı riskinde yaklaşık %50 azalmaya neden olmaktadır. Yani buğday içeren besin­lerin 4-7 ay arasında anne sütü ile beslenirken az miktarda başlan­ması çölyak hastalığı açısından koruyucu olabilmektedir.

Tarhana, içerdiği tahıl, yoğurt ve yumurta nedeni ile tamamlayıcı beslenmede yeri olan bir besindir ve içeriğindeki proteinlere karşı toleransı geliştirmede de rol oynayabilir.

Baklagiller: Protein içeriği yüksek, kompleks karbonhidrat ve lif içe­ren kıymetli gıdalardır. Vitamin ve mineral içerirler, ancak tahıllarda olduğu gibi baklagiller de fitat içerdiklerinden emilim yeterli olmaya­bilir. Bezelye ve kuru fasulyede tripsin inhibitörü olan lektin bulunur; pişirme öncesi suda ıslatma bazı anti-besinlerin uzaklaştırılmasını sağlayabilir. Bebek beslenmesinde mercimek çorbası kıymetli bir ta­mamlayıcı gıda olarak kabul edilir.

Sebzeler ve meyveler: Erken dönemde başlanması gereken ta­mamlayıcı besin grubudur. Vitamin, mineral, antioksidan ve lifler açısından zengin bu besin grubu bebeklerde tüketilmesi gereken A ve C vitamininden zengin diyet için en iyi kaynaktır. Özellikle turun­cu meyveler ve koyu renkli sebzeler A vitamini ve folat açısından zengindir. Bu grubun etle birlikte tüketilmesi içeriğindeki C vitaminin demir emilimini iki kat artırmasına yarar. Altı-24 aylık bebeklerde günlük A vitamini ihtiyacı 1,5 kaşık havuç veya 1/3 kâse pişmiş yeşil sebze ile karşılanabilir. Dördüncü aydan önce verilen yeşil yaprak­lı sebzeler methemoglobinemi oluşturabilir. Sebzeler B grubu vita­minler açısından da zengindirler. Ayrıca havuç, kabak, yeşil yapraklı sebzeler ve bal kabağı kalsiyum içeren gıdalardır. Sebzelerin fazla pişirilmemesi ve hemen tüketilmesi önerilmektedir.

Sebze çorbaları ülkemizde geleneksel olarak patates ve havuçla ya­pılır, daha sonra tek tek başka sebzeler ilave edilir. İdeal olan içine

taneli sebze ve kıyma şeklindeki etin erken dönemden itibaren ek­lenmesidir. Bu hem protein kalitesini yükseltecek hem de bebeği pütürlü gıdalara alıştıracaktır. Çorba formu çok geciktirilmeden püre formuna çevrilmelidir. Püreler tercihen evde hazırlanmalıdır. İçeriğin­deki tuz ve şeker oranının yüksekliği nedeni ile konserve gıdalarla püre hazırlanmamalıdır; çorbalara tuz eklenmeyeceği annelere mut­laka hatırlatılmalıdır.

Meyve Suyu: Altı aydan önce meyve sularının verilmesi yetersiz enerji alımına ve anne sütünün kesilmesine yol açabilir. Meyve suyu biberonla değil, başlangıçta kaşıkla sonra bardakla verilmelidir. Altı aydan büyük çocuklarda günlük 120-180 cc kadar meyve suyu ve­rilebilir. Meyve suyu taze hazırlanmalı, %100 meyve suyu olmalı, kıvamı giderek artırılarak erkenden püreye geçiş sağlanmalıdır. Lif içeriği nedeniyle her zaman meyve suyu yerine meyvenin kendisi tercih edilmelidir. Meyve suyu ana öğünün bir parçası olarak veya ara öğünde tüketilmelidir.

Hayvansal besinler: Hayvansal içeriği olmayan diyetler bebekle­rin besin gereksinimini karşılayamazlar. Tamamlayıcı beslenme dö­neminde eksikliği en sık yaşanan besinler demir, çinko, kalsiyum, B vitaminleri ve bazen A vitaminidir; işte bu mikrobesinlerin eksik­liğini önleyen gıdalar hayvansal gıdalardır. Et, tavuk, balık veya yu­murta günlük, en azından mümkün olduğunca sık tüketilmelidir.

Yumurta, protein yapısı çok ideal, ucuz bir protein kaynağıdır. Karaciğer, sağlıklı olması kaydıyla yağ oranı düşük, vitamin ve mineral açısından zengin, kolay pişen, kolay püre haline getirilebilen, nispeten ucuz ve değerli bir tamamlayıcı besindir. Et tüketimi ile psikomotor gelişim arasında korelasyon olduğu bilinmektedir. Bu nedenle etin tamamlayıcı beslenmeye erkenden dahil edilmesi önemlidir.

Tamamlayıcı beslenme çağındaki bir bebeğin günlük bir yumurta ve 14-75 g kadar et, tavuk, balık veya karaciğer tüketmesi önerilmektedir. Somon, tuna, sardalya ve uskumru omega 3’den zengin balıklardır, ayrıca yağlı balıklar en iyi D vitamini kaynağıdırlar.

Süt ve süt ürünleri: DSÖ’nün inek sütünü bir yaşına kadar öner- memesinin nedeni yüksek protein içeriği nedeni ile alerjiye ve ileri yaşlarda otoimmün hastalıklara zemin hazırlaması, kalsiyum/fosfor dengesinin uygun olmaması, linoleik asit ve nükleotitlerden fakir ol­ması, yağ, vitamin, kalsiyum, demir emiliminin iyi olmaması, intesti­nal mikro kanamalara, konstipasyona neden olması ve renal solüt yükünün fazla olmasıdır. Ancak önerilmeme- sindeki en önemli neden oluşturduğu demir eksikliği anemisidir. Bütçesi uy­gun ailelerde bir yaş öncesi formül süt önermek, ancak formül süt alamayan aile bebeklerine altıncı aydan erken olmamak kaydıyla az miktarda inek sütü ile hazırlanmış gıdalar önermek

akılcı olacaktır. Yeterli hayvansal gıda alan bir bebeğin tamamlayıcı beslenme çağında günlük 200-400 ml, yeterli hayvansal gıda alamı­yorsa günlük 300-500 ml süt (anne sütü veya formül süt, alamıyorsa inek sütü ve ürünleri) tüketmesi uygundur.

İki yaştan önce yağsız süt tüketimi uygun değildir; enerji, esansiyel yağ asidi ve yağda eriyen vitaminlerin yetersiz alımına neden olur. Büyüme sütleri ve yarım yağlı sütler 12. aydan sonra verilebilir. Yağ bebek büyümesi ve gelişimi için önemlidir; hayvansal gıdaları düzenli tüketmeyen bebeklerde günlük 5 gram yağ takviyesi önerilmektedir.54 Yeterince hayvansal protein tüketen ve aynı zamanda anne sütü alan çocuklarda ayrıca inek sütü veya formül süt verilmesine ihtiyaç yoktur.

Yoğurt ve peynir, kontaminasyon riski düşük (taze peynir olmaması kaydıyla), probiyotik içeren, kaşıkla yenilebilen, inek sütüne göre daha ideal gıdalardır. Süt ürünlerinin fermentasyonu, mineral emilimini artırır ve gıdanın laktoz içeriğini azaltır. Peynire 6-9. aylar arasında küçük miktarlarda başlanır, dokuz aylıktan sonra miktar artırılır.

Tamamlayıcı beslenmede kullanılacak besin miktarı

Tamamlayıcı beslenmeden gelmesi gereken günlük enerji 6-8. aylarda ortalama 200 kcal, 9-11. aylarda 300 kcal ve 12-23. aylarda 550 kcal’dir. 5459 Tamamlayıcı besinlerin bir gramında en az 0,8 kcal, tercihen 1-1,5 kcal enerji bulunması önerilmektedir. Yaklaşık 0,8 kcal/g enerji içeren tamamlayıcı gıda ve beraberinde anne sütü alan 6-8 aylık bir bebekte 2 öğün, 9-11 aylık bebekte 3 öğün yeterlidir; 12-24 aylık bebekte gerekirse 1-2 ara öğün eklenir. Anne sütü miktarı az ise devam sütü ile desteklenir, devam sütü temin edilemiyorsa bir öğün daha fazla tamamlayıcı besin verilebilir. 1 yaşından sonra bebeklere pastörize edilmiş inek sütü verilebilir.

Mide kapasitesi yaklaşık 30 g/kg olarak kabul edildiğinden öğündeki miktarları abartmamak gıda reddi ve kusma problemlerinin gelişimini önlemek açısından önemlidir.

Güvenli tamamlayıcı beslenme

Yumurta, balık, fındık, fıstık ve deniz ürünleri gibi bazı gıdalar diğerlerinden daha alerjiktir. Alerjik gıda vermemek veya geciktirmenin alerji oluşumunu önlediğine dair veriler ikna edici değildir. Alerjiden korunmanın bilinen en etkili yöntemi 6 ay tek başına anne sütü ile beslenmedir.

Bebekler için çay ve bitki çayları, şekerli içecekler, konserve gıdalar, hazır çorbalar, hazır meyve suları, şekerli yoğurt ve peynirler, tuzlu ve biberli gıdalar uygun besinler değildir. İnfantil botulizme sebep olabilen bal bir yaştan önce, boğulmaya neden olabilecek kabuklu kuru yemişler, üzüm, pişmemiş havuç, şeker gibi yuvarlak ve sert gıdalar bebeklik döneminde verilmemelidir.

Hiperkarotenemi yapan gıdalar günde birden fazla önerilmez. Nitrit içeren sosis, salam, sucuk gibi gıdaların bebek beslenmesinde yeri yoktur.

Güvenli besinin en önemli özelliklerinden birisi de hijyenik koşullar­da, temiz su ile el yıkandıktan sonra hazırlanmış olmasıdır. Uygun koşullarda hazırlanan ve saklanan gıdaların temiz araçlarla sunulması hijyenik açıdan güvenli olması demektir. Tamamlayıcı beslenmede biberon kullanılmaması, biberon temizliğinin daha zor olması nedeni ile hijyenik açıdan da avantaj sağlar.

Duyarlı beslenme

Uygun beslenme alışkanlığı edinilmesi için anne-bebek ilişkisi­nin sağlıklı olması gerekir. Anne, bebeğin açlık ve tokluk belirtile­rini bilmeli, zamanında ve uygun miktarlarla beslemelidir. Bebeğin beslenme faaliyetine katılımını teşvik etmelidir. Bebeklerin 9-12 ay civarında el becerileri geliştiği için bu dönemden itibaren bebeğin beslenmeye katılımı desteklenmelidir. Sadece ne yenildiği önemli değildir, bebeğin nasıl, ne zaman, nerede, kim tarafından beslendiği de çok önemlidir. Beslenme zamanı aynı zamanda sevgi ve öğrenme zamanıdır. Göz teması kurarak, teşvik ederek sözel veya fiziksel baskı yapmaksızın, sabırla ve keyifle beslenmelidir. Bu beslenme modeline duyarlı beslenme adı verilmektedir. Yemek reddinde aşırı ısrarcı ol­madan tekrar tekrar denemek anahtar kuraldır.

Tamamlayıcı beslenmede temel kurallar

  • Ek gıdaya başlanma sürecinde anne sütüne, devam edilmelidir.
  • 6-8 aylık bebekte 2 öğün, 9-11 aylık bebekte 3 öğün tamamlayıcı besin yeterlidir; 12-24 aylık bebekte gerekirse ek olarak 1-2 ara öğün eklenir.
  • Tamamlayıcı beslenmeye tek çeşit ile başlanmalıdır.
  • Her yeni gıda teker teker en az 2-3 gün aralıklarla eklenmelidir.
  • Etin tamamlayıcı beslenmeye dâhil edilmesi geciktirilmemelidir. Bebek­ler vejetaryen diyet almamalıdır.
  • Gıdalara şeker ve tuz ilave edilmemelidir.
  • Yağ ve kolesterol kısıtlaması yapılmasına gerek yoktur. İçeriğinde çok yüksek enerji bulunan besinler aşırı ağırlık artımına yol açabileceğinden verilmemelidir.
  • Çölyak hastalığının gelişmesinin önlenebilmesi için glutenin erken (<4 ay) veya geç (>7 ay) verilmesinden kaçınılmalıdır. Bu nedenle tahıllar anne sütü ile beslenmeye devam edilirken 4-7 ay arasındaki dönemde başlanmalıdır.

Annelere Beslenme Önerileri

  • Doğumdan 6. aya kadar

Bebeğiniz her istediğinde, gece ve gündüz, günde toplam en az 8 kez emzirmelisiniz.

Bebeğinize “sadece anne sütü” verin. Başka hiçbir besin ya da içecek (su, çay, meyve suyu, yemek suları, hazır mama ya da inek sütü gibi) vermeyin.

Bebeğinizin yeterli kilo almadığının ya da sütünüzün yetmediğini düşünüyorsanız, bir sağlık kuruluşuna başvurun.

  • aydan 12. aya kadar

Bebeğiniz her istediğinde emzirmeye devam edin.

Emzirmenin yanında aşağıdaki besleyici tamamlayıcı besinlerden yeterli miktarda (her bir öğünde 1 çay bardağı kadar) verin. Bebeğinizin yeterli kilo almadığını ya da sütünüzün yetmediğini düşünüyorsanız, katı gıdayı artırmayın, bir sağlık kuruluşuna başvurun. Anne sütü alan bebeğinize, ek öğün olarak günde 2-3 öğün (Toplam: 202-307 kcal/gün) aşağıdaki besinlerden verin. Bebeğiniz anne sütü alamıyor ise 6. aydan sonra da hala günde 500 ml süt aldığına emin olun.

  • Sıvı yağ ile hazırlanan sebze çorbaları ve tahıl püresi (patates, pirinç ya da bulgur vb.) ya da
  • Kıyma ya da yumurta sarısı ile hazırlanmış yemekler (kabak dolma, biber dolma, sulu köfte vb.) ya da
  • Yoğurtlu çorbalar (tarhana, yayla) ve ekmek ya da
  • Mercimek, pirinç, bulgur, havuç, patates, domates, kuru soğan, sıvı yağ ile hazırlanan çorbalar ve ekmek ya da muhallebi ya da sütlaç (pirinç unu, pirinç, yumurta, süt, şeker, sıvı yağ ile hazırlanan) ya da
  • Taze mevsim meyve suları ya da ezmeleri

Not: Susamış çocuğa ayran, kaynatılmış su veya taze sıkılmış meyve suyu verin. Çiğ sütten yapılmış peynir kullanmayın.

  • aydan 2 yaşa kadar

Bebeğiniz her istediğinde emzirmeye devam edin. Büyüme çağındaki çocuk ve gençlerin günde en az 500 ml süt tüketmesi gerekmektedir.

Günde 5 kez ailenin yediği yemeklerden (baharatsız ve az yağlı) verin (Toplam: 548 kcal/gün). Bir seferde yeterli miktarda olmak üzere (1 su bardağı kadar) verin.

  • Peynir, ekmek (lavaş) ve taze sebze (domates, biber gibi) ya da
  • Sıvı yağ ile hazırlanmış kıymalı (ya da tavuklu) sebze yemeği (patates, kabak, ıspanak gibi) ve yoğurt, ekmek ya da
  • Sıvı yağ ile hazırlanan kurubaklagil yemeği (kuru fasulye, nohut gibi) ve ekmek (pirinç pilavı, bulgur pilavı) ya da
  • Kıyma ya da yumurta sarısı, sebze eklenmiş, pirinç ya da bulgur ile hazırlanmış yemekler (kabak dolma, biber dolma, sulu köfte vb.) ya da
  • Yoğurtlu çorbalar (tarhana, yayla) ve ekmek ya da
  • Izgara köfte, pilav (makarna, patates vb.) ya da
  • Yumurta, domates, biber, peynir, sıvı yağ ile hazırlanan menemen ya da
  • Yumurta, peynir (ya da domates, biber, patates, havuç gibi) ile hazırlanan omlet ve ekmek
  • Mevsimine göre taze sebze, meyve

Not: İçecek olarak çocuğa kaynatılmış su, ayran, taze sıkılmış meyve suyu veya inek sütü verin.

  • 2 yaş sonrası

Günde 3 kez ailenin yediği besinlerden verin.

Büyüme çağındaki çocuk ve gençlerin günde en az 500 ml süt tüketmesi gerekmektedir. Bir öğünde çocuğunuza vereceğiniz yemek miktarı 1.5 su bardağıdır (ya da 1 kase).

Her verilen yemeğe tavuk, balık, yumurta, peynir gibi besinlerden birisini sıvı yağ ile birlikte katın:

  • Günde 2 kez ara öğün verin.
  • Ara öğün olarak taze sebze ve meyve (havuç, domates, yeşil biber, salatalık, elma, şeftali vb.) ya da peynir-ekmek ya da ayran, kaynatılmış su, taze sıkılmış meyve suyu veya inek sütü gibi içecekler verin.

Not: Çocuğunuza verdiğiniz tatlıyı (şeker, bisküvi, çikolata gibi) kısıtlayın ve kola ve benzeri asitli içecekleri vermeyin.

Yeme – yedirme ilişkisi

Çocuğun sağlıklı büyüme ve gelişmesi için besin alması gereklidir. Besin ve sağlık bakımı sınırlı bile olsa, iyi bakım uygulamaları ile sınırlı kaynaklarla en iyi uygulama yapılabilir. Çocuğa bakan kişinin özellikle öğün zamanlarında çocuklara yardımcı olması önemlidir. Çocukların öğünlerini yemeleri için yardım ederken en önemli nokta iyi bakım uygulamalarına dikkat etmektir.

Duyarlı (uyumlu) yemek uygulamaları nelerdir?

  • Çocuğun yemeğini yemesine yardım etmek, tepkilerine duyarlı olmak
  • Çocuğu sabırla ve yavaş beslemek, yemeğini yemesi için desteklemek ama zorlamamak
  • Çocuğu beslerken göz göze teması kullanmak

Çocuğun yemeğini yemesine yardım etmek, tepkilerine duyarlı olmak

Çocuğun yemeği nasıl yiyeceğini öğrenmesi, yeni tat ve dokuları denemesi gereklidir. Çocuğun çiğnemeyi, besini ağzında çevirmeyi ve yutmayı öğrenmesi gereklidir. Ayrıca çocuğun besinin ağza nasıl alınacağını, kaşığın nasıl kullanılacağını ve bardak ya da kaptan nasıl içileceğini de öğrenmesi gereklidir.

Bu nedenle, çocuğa bakan kişi ile konuşmak, çocuğun yemeğini yerken nasıl destekleneceği ve yukarıda belirtilen konuları nasıl öğreneceği konusunda önerilerde bulunmak gereklidir. Bu uygulama ailelerin yemek zamanlarını daha mutlu geçirmelerini sağlayacaktır.

Aileler üç değişik yoldan birisi ile çocuklarını beslemeye yönelirler:

  • Birinci yöntem, “Yüksek Kontrollü Yemek Yedirme”dir. Burada genelde çocuğun ne yiyeceğine, ne miktarda, ne zaman yiyeceğine bakan kişi (genelde bu annedir) karar verir. Bu genelde zorla beslemeyi içerebilir.
  • İkinci yöntem, “Yemek Yemenin Tamamen Çocuğa Bırakılmasıdır. Burada genelde çocuğa bakan kişi eğer çocuk açsa yemeğini yiyeceğini düşünür. Ayrıca yeteri kadar yedikten sonra çocuğun yemek yemeyi bırakacağına inanabilir.
  • Üçüncü yöntem, “Çocuğun İsteği ve Eğilimlerine Bakarak Beslemesi”dir. Burada çocuğa bakan kişi genelde çocuğu destekler, över, güzel sözler söyler.

Yavaş, sabırla beslemek, desteklemek ama bununla birlikte asla zorlamamak temel ilke olmalıdır.

Çocuğu duyarlı (uyumlu) besleme teknikleri

  • Çocuğu güzel şaka ve sözlerle, yavaş ve sabırla beslemek.
  • Çocuğa pozitif yanıtlar vermek (geri dönmek), gülümsemek, göz teması kurmak, destekleyici sözler söylemek.
  • Yemesini teşvik etmek için değişik besin kombinasyonlarını, tatları ve dokuları denemek.
  • Çocuk yemeği durdurunca beklemek, ardından yeniden yemeği teklif etmek.
  • Çocuğun kendisinin yiyebileceği muz, havuç, salatalık ve benzeri besinleri eline vermek.
  • Eğer çocuk yemeğe ilgisini çabucak kaybediyorsa, bu dikkat dağınıklığı sürecini minimuma indirmek.
  • Öğün süresince çocukla birlikte kalmak ve dikkatli olmak.

Yemek süresince göz göze teması sağlayarak çocukla konuşmak

Yemek yeme zamanları, çocuk için sevgi ve öğrenme zamanlarıdır. Yemek zamanlarında çocuk mutlu ve uyarılmış ise çocuk daha iyi yiyebilir. Eğer çocuk uykulu ya da çok acıkmış ya da üzgünse yemeğini iyi yemeyebilir. Dikkat dağınıklığından uzak sadece yemeğe odaklanılmış ve düzenli öğün zamanları çocuğun yemeği öğrenmesine yardımcı olabilir.

Vitamin ve mineral desteği

Doğum sonrası ilk altı saat içinde 0,5-1 mg intramüsküler K1 vitamini (fitonadion) yenidoğanın hemorajik hastalığının önlenmesi için uygulanmalıdır. İlk emzirmeden önce olmaması ancak mutlaka ilk altı saat içinde yapılması önerilmektedir. Tüm yenidoğanlara hastaneden taburculukları ile birlikte günlük oral 400 U D vitamini başlanmalıdır. Ülkemizde D vitamini ilk bir yaştaki bebekler için ücretsiz dağıtılmaktadır.

Flor desteği ilk 6 ay içinde yapılmamalıdır; yaşadıkları bölge sularında flor miktarı 0,3 ppm’den düşük ise 6 ay-3 yaş arası çocuklarda destek uygulanmalıdır.

Altıncı ay civarında başlanan tamamlayıcı beslenmenin demir ve çinko açısından zengin olmasına özen gösterilmelidir. Altı aydan önce demir depolarını desteklemek için demir takviyesi gerekebilir. Ülke koşulları göz önüne alınarak tüm bebeklere 4. aydan itibaren ücretsiz demir desteği sağlanmaktadır. Prematüre bebekler tam olarak karışık beslenmeye geçinceye ve büyüme ve hematolojik değerleri normalleşinceye kadar multivitamin ve demir takviyesi almalıdırlar.

By | 2017-07-31T15:28:13+00:00 Temmuz 25th, 2016|Sağlıklı Bilgiler|0 Comments

About the Author:

Leave A Comment